Anasayfa | Site Haritası | İletişim
Bölgesel Kalkınmada İnovasyon ve İnovatif Kümelenmeler

İnovasyon ve teknolojiye dayalı kalkınan bölgeleri analiz eden literatür, Silikon Vadisi’nde yaşanan gelişmeleri anlamaya odaklanır. Bölgenin temellerinin atıldığı dönem 1937’lere; Stanford Üniversitesi’nden Prof. Frederick Terman’ın iki lisansüstü öğrencisi olan William Hewlett ve David Packard’a, Hewlett’in dizayn ettiği cihazın ticarileştirilmesi için küçük bir finansman sağlamasıyla ve bunu izleyen sistemli ve bilinçli adımlarla atılır. Terman’ın bu çabaları üniversite ile bölgedeki işletmeler arasındaki ilişkilerin kurulmasını ve devletin destekleriyle birlikte güçlendirilmesini sağlar.

 

1950’lere gelindiğinde, Terman tarafından başlatılan ve daha sonra hızlı endüstriyel kalkınmayı teşvik eden ortamda üç kilit organizasyonel inovasyon dikkat çeker:

 

  • Bölgedeki işletmelere yardımcı olmak ve normalde üniversite tarafından yapılmayan tarzda uygulamaya dönük araştırmalar yapmak üzere Stanford Araştırma Enstitüsü’nün kurulması,
  • Sanayide çalışan mühendislerin üniversitedeki yüksek lisans ve doktora derslerine devam etmesi için Stanford İşbirliği Programı’nın başlatılması (1961 yılında, programa katılan firma sayısı 32, yarı-zamanlı eğitim gören çalışanların sayısı 400’dür)
  • Üniversite ile özel sektör arasında kişilerin ve fikirlerin akışını sağlayacak bir araç olarak Stanford Sanayi Parkı’nın kurulması.

 

Silikon Vadisi’nde devletin rolüne bakıldığında, bilişim ve elektronik alanında bölgesel bir kümelenme oluşturma konusunda açık bir stratejinin olmadığı görülür. Ancak, özellikle savunma sanayi alanındaki satın alımlar yoluyla Ar-Ge harcamalarının artmasına dolaylı olarak katkı sağlanmıştır. Bölgede kuruluşlar arasındaki ağ ve çalışanların hareketliliği de bölgenin gelişimine büyük katkı sağlar. Böylelikle, bölgedeki yöneticiler ve çalışanlar kolaylıkla bir araya gelebilir; tesadüfen karşılaşmalar bile yeni iş fırsatlarının yaratılmasına katkı sağlar. Bölgedeki inovasyona dayalı firma sayısının artmasıyla insanların bölge dışına çıkmak zorunda kalmadan evlerini değiştirebilmeleri bir avantaj halini alır. Böylece iyi yetişmiş insan gücü bölge dışına çıkmamış olur. Firmaların yakınlıklarından dolayı kazanılan avantajlardan biri  de yüzyüze gayri resmi görüşmelerle enformasyon akışının sağlanmasıdır. Küçük firmaların Ar-Ge faaliyetlerini diğer firmalarla ve üniversitelerle birlikte yapıyor olmaları, bilginin üretilmesi ve yayılmasında önemli bir faktördür.

 

Saxenian, Silikon Vadisi’nde inovasyon açısından gelinen ve diğer bölgelere de örnek olan noktayı şöyle açıklar: “Rekabet sürekli inovasyon yapma ihtiyacını doğurdu; sürekli inovasyon ise firmalar arasında işbirliğini zorunlu hale getirdi”.

 

Avrupa’daysa bölgesel düzeyde Silikon Vadisi’nden esinlenerek başlanan çalışmalar, 1990’ların ortalarına rastlar. Bu yöndeki girişimlerin en iyi örneklerinden birini 1995 yılında Almanya’da düzenlenen BioRegio adı verilen yarışma oluşturur: Yarışmada, Alman Hükümeti, ülkenin biyoteknoloji araştırmalarının ticarileştirilmesinde yeterli başarının gösterilememesinden hareketle; bölgesel kurumlara yönelik inovatif biyoteknoloji kümelenmelerinin oluşturulması için fon desteği sağlar. Destekten yararlanmaya hak kazananlar, Münih’te Bavaria, Kuzey Rhine-Wesphalia’da Cologne-Düssesdorf, Baden-Württemberg’de Heidelberg olur.

 

Almanya, Fransa, İsveç, Danimarka, İngiltere, Finlandiya ve Belçika’daki inovasyon sayesinde kalkınmış bölgeler üzerinde yapılan analizler, bölgelerin gelişmişliğinde aşağıdaki faktörlerin önemli rol oynadığını ortaya koyar21:

 

  • Firmaların birbirleriyle ve üniversiteler ve kamu araştırma kurumlarıyla kurdukları ağlar ve yapılandırılmış işbirlikleri,
  • Kendi kendilerine organize olan bölgesel ve yerel aktörler,
  • İnovasyona dayalı yeni kurulan şirketler,
  • Uluslararası bir ağa sahip bilgi üreten (lider) şirketler,
  • Mükemmel bir altyapı.

 

Kaynak: Technopolis (2005) ‘Quick Scan Public Policies to support ‘Hot Spots’ in Europe’